Ana sayfa Göz Sağlığı Sarı nokta hastalığı için en önemli risk faktörü yaştır

Sarı nokta hastalığı için en önemli risk faktörü yaştır

487
0

İlerleyen yaş ile birlikte ortaya çıkan sarı nokta hastalığı (makula dejenerasyonu) tedavi edilmezse görme kaybına kadar gidebiliyor. Retina içerisinde bulunan ve gözün keskin ve renkli görmesini sağlayan sarı nokta (makula) zamanla yıpranır ve işlevini yerine getirememeye başlar. Sarı nokta hastalığı ile birlikte merkezi görme kaybolur ve hastalar günlük hayattaki önemli işlerini yerine getiremez. Erken teşhis ve tedavinin önemine dikkat çeken Biruni Üniversite Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Giray Ersöz, hastalıkla ilgili bilgi verdi.

SARI NOKTA HASTALIĞI NEDİR?

Sarı nokta hastalığının ne olduğunu açıklayan Doç. Dr. Giray Ersöz, ”Gözün net görmeden sorumlu olan kısmına ‘makula lutea’ yani ‘sarı nokta’ denir. Retinanın bu kısmı içerdiği sarı pigmentlerden dolayı ‘sarı nokta’ olarak adlandırılmıştır. Yaşla birlikte bazı kişilerde makula (sarı nokta) bölgesindeki hücrelerde hasar oluşmaya başlar. Bu hasar yaşa bağlı makula dejenerasyonu olarak adlandırılır. Halk arasında ise yaşa bağlı sarı nokta hastalığı veya kısaca sarı nokta hastalığı olarak adlandırılmaktadır. Sarı nokta hastalığının kuru tip ve yaş tip olmak üzere iki tipi bulunmaktadır. Yaş tip hastalığın hızlı ilerleyen formudur. Yaş tipte retina kanamaları, retina altında ve için sıvı birikimleri hastalığının ilerleyişini hızlandırır” dedi.

Sarı nokta hastalığının kimlerde görüldüğüne değinen Doç. Dr. Ersöz, ‘‘Sarı nokta hastalığı 50 yaş üstündeki bireylerde görülmektedir. Tüm dünyada yaklaşık 200 milyon kişiyi etkilemektedir. 2040 yılında bu sayının 300 milyonu bulması beklenmektedir. Yaş arttıkça sarı nokta hastalığına yakalanma oranı artmaktadır. 70 yaş üstündeki bireylerin yaklaşık yüzde 15’i, 80 yaş üstündeki bireylerin ise yüzde 30’u bu hastalıktan etkilenmektedir. Her iki cinsi de etkilemekle beraber kadınlarda biraz daha sık görülmektedir ‘‘ şeklinde konuştu.

Sarı nokta hastalığının başlangıç aşamasında belirti vermediğini vurgulayan Doç. Dr. Ersöz, ”İlerleyen dönemlerde düz çizgileri eğik görme, kırık görme, okuma güçlüğü, okurken bazı kelimelerin ve harflerin atlanması, bakılan cismin orta kısmının görülememesi ve karanlık leke görme gibi şikayetler gelişir. Hastalık tedavi edilmezse körlük gelişebilir. ”Sarı noktalar görüyorum. sarı nokta hastası mıyım? ” Hayır. Sanılanın aksine sarı nokta hastaları sarı noktalar görmez” diye konuştu.

50 YAŞINDAN SONRA TARAMA YAPILMALI

Hastalığın risk faktörlerini belirten Doç. Dr. Ersöz, ”Sarı nokta hastalığı için en önemli risk faktörü yaştır. Diğer risk faktörleri ailede sarı nokta hastalığı olması, sigara içmek, UV ışınlarına uzun süre maruziyet, hipertansiyon ve kalp hastalıkları bulunmasıdır” açıklamasında bulundu.

Doç. Dr. Ersöz, sarı nokta hastalığının teşhisi hakkında şöyle konuştu: ”Başlangıç aşamasında bulgu vermediği için 50 yaş ve üzeri herkesin yılda en az bir kez sarı nokta hastalığı için tarama yaptırması gerekir. Hastalık tespit edilen kişiler bu hastalık konusunda uzmanlaşmış göz doktorları tarafından takibe alınır ve takip aralıkları belirlenir. Hastalığın tespitinde ilk basamak olarak damlalı retina muayenesi ve göz tomografisi olarak bilinen optik koherens tomografi kullanılır. Yaş tip sarı nokta hastalığından şüphelenilen hastalara ise ek olarak göz anjiografisi yapılır. Göz anjiografisi kalp anjiografisinden farklı olarak tedavi amaçlı değildir, sadece tanı koymak için yapılır. Ayrıca takibe alınan hastalara evde kendilerini kontrol edebilmeleri için kareli kağıt testi olarak bilinen ‘Amsler Grid’ kağıtları verilir.”

TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Kuru tip sarı nokta hastalığının kesin bir tedavisinin olmadığını bildiren Doç. Dr. Ersöz, ”Ancak hastalığın ilerleyişini durdurmak için çeşitli vitaminler kullanılır. Yaş tip sarı nokta hastalığı için ise göz içi iğne tedavileri uygulanır. Göz içi iğne tedavileri devamlılık arz eden tedavilerdir. Bir ya da iki iğneyle bu hastalık ortadan kalkmaz. Hastalar ömür boyu bu hastalık için takiplere gelmeli ve uygun görüldükçe de göz içi iğne tedavileri tekrar edilmelidir. Her hastanın bu tedavilere cevabı aynı değildir. Bireyselleştirilmiş sarı nokta hastalığı tedavisinde aylık olarak yapılan ilk 3 iğne ile hastanın iğneye cevabı belirlenir. Bu cevaba göre aralıklar giderek açılmaya çalışılır ve o hasta için en uygun tedavi aralığı saptanır. Böylelikle en az sayıda iğne ile hastalığın ilerlemesi engellenebilir. Ayrıca hastaların kendilerine iğne uygulanacak tarihi önceden bilmeleri tedaviye uyumu da arttırır. Sarı nokta hastaları için özel geliştirilmiş merceklerle uygun hastaların görme düzeyleri arttırılabilir fakat bu mercekler esas hastalığı tedavi etmez, hastalığın ilerleyişini durdurmaz ve göz içi iğne tedavilerinin yerine geçmez” ifadelerini kullandı.

KORUNMAK İÇİN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Doç. Dr. Ersöz, sarı nokta hastalığından korunma yöntemlerini şöyle açıkladı: ”Öncelikle sigara ve tütün ürünleri kesinlikle kullanılmamalıdır. UV ışınlarından korunmak için güneşli günlerde UV korumalı güneş gözlükleri veya şapka takılmalıdır. Ailesinde sarı nokta hastalığı olan kişilere daha hastalık saptanmadan vitamin takviyeleri başlanabilir. Sarı nokta hastalığından korunmak için antioksidan açısından zengin beslenmeye dikkat etmek gerekiyor.” dedi ve tüketilmesi gereken besin gruplarını sıraladı.

– Antioksidanlar; A, C ve E vitaminleri; A vitamini için kırmızı ve turuncu renkli meyve ve sebzeler ve koyu yapraklı yeşillikler yiyebilirsiniz. Narenciye yüksek dozda C vitamini sağlar. Kuruyemişler E vitamini açısından zengindir.

– Omega-3; yağlı balıklar ve fındık Omega 3 kaynağıdır.

– Çinko ve bakır; Etler, kabuklu deniz ürünleri ve nohut gibi baklagiller bol miktarda çinko içerir. Bakır için koyu yapraklı yeşillikler, fındık, baklagiller ve yumurta yenilebilir.

Sarı nokta hastalığında uzak durulması gereken yiyecekler; Fast-food ürünleri, trans yağ içeren işlenmiş gıdalar, palmiye yağı gibi tropikal yağlar, domuz yağı ve margarin, yüksek yağlı süt ürünleri, yağlı dana eti, domuz eti ve kuzu eti.

Salgın döneminde göz kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Ersöz,Yaşa bağlı sarı nokta hastalığı olan kişilerin çok büyük bir kısmı 65 yaş üzerinde ve hipertansiyon, diyabet gibi ek hastalıkları mevcut. Bu hastalarımız Covid-19 pandemisi nedeniyle hastanelere gitmeye çekiniyorlar. Sarı nokta hastalarının bu durumda bilmeleri gereken birkaç husus mevcut. Hastalarımızın en az iki haftada bir kez görseldeki kareli kağıt testini yani Amsler grid testini kendilere uygulamaları gerekir. Yaş tip sarı nokta hastalığında belli aralıklarla enjeksiyon yapılmaktadır. Bazı hastalar ayda bir bazıları ise 3 ayda bir kontrollere gitmektedir. Bu süreçte de retina uzmanınızın belirlediği aralıklarla kontrollere gitmeniz gerekir. Kuru tip hastalıkta ise takip süreleri daha uzundur fakat kuru tipin de yaşa dönüşebileceği unutulmamalıdır. Kontrolleri aksatmak risk oluşturur mı? Özellikle yaş tip hastalığı olup enjeksiyon tedavisi yapılan hastaların kontrollerini 1 haftadan daha fazla aksatmaları yoğun retina kanamalarına ve kalıcı görme kaybına yola açabilir” dedi.

Bir Cevap Yazın